Kullanıcı Adı :    
  Şifre :    
         
      Şifremi Unuttum    
      Üye Ol    
   
ÇANKIRI EĞİTİM KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA VAKFI  
ANA SAYFA VAKFIMIZ HABERLER MAKALELER FOTOGALERİ VİDEOLAR GAZETELER ÜYE OL ÜYELER BURS Z. DEFTER İLETİŞİM
 
SON MAKALELER


REKLAM



FOTO GALERİ


Prof. Dr. Sabahattin Balcı Vakfımızda

14 Kasım 2009 Seminer Aras Holding Taşıma Grup Başkanı ( Salim Güneş )

Mezunlarımızla Buluşuyoruz...


ANKET






VİDEO  GALERİ


Yamaç Paraşütü 3

Yamaç Paraşütü 2


REKLAM

Reklam vermek için info@cankirivakfi.org.tr adresine mail atınız

 
   -ZİYARETÇİ DEFTERİ OKU
  [Ziyaretçi Defterine Yaz]    [Ziyaretçi Defteri Oku]
Ziyaterçi Defteri
     
birol.ekşi  
GÖNÜL DOSTLUĞU
Gönül Dostluğu Nedir? Ahmet Özdemir GÖNÜL dostluğu ile günün dostluğunu karıştırmamak gerekir. Günün dostu sevginin sözünü eder, gönül dostu sevgiyi yaşar. Öyküyü bilirsiniz: Ermişlerden birine sormuşlar: “Sevginin sözünü edenlerle, sevgiyi yaşayanlar arasındaki fark nedir?” “Göstereyim” demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları bir sofraya çağırmış. Önlerine derviş kaşıkları denilen bir metre uzunluğundaki kaşıkları koymuşlar. Tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş. Ermiş: “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” demiş. “Peki” demiş ve içmeye çalışmışlar. Ama nafile. Kaşıklar uzun geldiğinden, döküp saçmadan ağızlarına götüremiyorlarmış. Bir türlü çorbayı içmeyi becerememişler ve sofradan aç kalkmışlar. Bunun üzerine Ermiş: “Şimdi sevgiyi gönlüne indirenleri çağıralım yemeğe” demiş. Yüzleri aydınlık, gözlerinin içi sevgi ile gülümseyen ışıltılı insanlar gelmiş, sofraya oturmuşlar. Ermiş: “Buyurun” deyince her biri uzun boylu kaşıklarını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatmış. Böylece içmişler çorbalarını. Doymuşlar ve şükrederek sofradan kalkmışlar. Bunun üzerine Ermiş: “İşte,” demiş. “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymamış düşünürse o aç kalacaktır. Kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz bunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil veren kazançlıdır.” Gönül dostluğu, dostluğu yüreğinin yağları erircesine gönülden duyumsamaktır. Gönül dostluğu, dostun gönlüne yürümektir. Gönül dostluğu güvenmektir, inanmaktır, ikilikleri kaldırmak, dostla tek yürek olmaktır. İki ten, iki kalp, iki gönül yoktur gönül dostluğunda. Gönül dostluğu paylaşmaktır. Gönül dostluğunda istemeye gerek kalmadan, gönülden gönüle giden yolda, gereğini yerine getirmek vardır. Gönül dostluğu, karşılık beklemeden vermektir. Gönül dostluğu, beklentilerin son bulduğu bir duraktır. Gönül dostluğunda, dosta sınırsız sevginin adıdır. O sevgi ki, katlana katlana yaşatılır, çoğaltılır. Gönül dostluğu, dostun sözüne üzülmemeyi öğrenmek demektir. Sitemsizliktir, gücenmemektir. Gönül dostluğu, dostun tokadının sevgiden geldiğine kabullenmektir. Gönül dostluğu, dost uğruna ölebilmektir. Dost için yaşayabilmektir. Dostun eli, kolu, gözü, kalbi olmaktır. Gönül dostluğu dostuna bir nefes gibi, bir ses gibi yakın olmaktır. Gönül dostluğu, içtenliktir, doğallıktır, yalansızlıktır, iki yüzlülükten arınmaktır. Gönül dostluğu, gözyaşı olmaktır, yağan yağmur olmaktır. Gönül dostluğu, dostun yokluğunda üşümektir. Cenneti bırakıp, dostun olduğu cehenneme yürümektir. Gönül dostluğu yangın olmaktır. Yanmaktır, kor olmaktır. Dağ olmaktır, evren olmaktır. Her şey olmaktır, hiç olmaktır. Gönül dostluğu, dost yolunda tükenmektir. Gönül dostluğu. Ağlayan gözlere sıcak bir sevecenlikle bir tatlı gülümsemeyle yanıt verebilmektir. Gönül dostluğu, dostunun yüzünde gülücük açabilmektir. Onu hayata döndürecek bir damla su olmaktır. Gönül dostluğu dostun baktığı yerde, sustuğu yerde bulunmaktır. Gönül dostluğu, dostun sığınacağı limanı, dostun canının canıdır. Gönül dostluğu dostsuz geçen gecelerin şafağıdır. Gön görmüş kişiler, “Bakır, altın olmadıkça bakırlığını; gönül padişah olmadıkça iflas etmişliğini bilmez,” derler. Gönül ehli olanlar bunu böyle bilir ve böyle söylerler ki: “Gönül, yalan sözden esenlik bulmaz. Suyla yağ karışık olursa çırağ aydınlık vermez. Doğru söz kalbe dinginlik verir. Doğru sözler gönül tuzağının taneleridir. Gönül hasta olur, ağzı kokarsa ancak o zaman doğruyla yalanın tadını alamaz. Fakat gönül ağrıdan, hastalıktan uzak olursa, yalanla doğrunun tadını bilir.” Ve yine gün görmüş, gönül bilmiş ermişler: “Gönül aynası arı duru olmalı ki, orada çirkin yüzü, güzel yüzden ayırt edebilsin,” demişler. Çünkü, gönülden gönüle, sözsüz, işaretsiz, yazısız binlerce hal yansır. Arı biziz, bu bal gönül balıdır Sonsuzdur sevgimiz sonu sorulmaz. Kalbimizde büyür zeytin dalıdır Dosttan ötesine sırdır görülmez. Arınmış durunmuş dünya kirimiz, Yesevî’den ışık alır dirimiz, Hoşgörü ırmağı ulu pirimiz; Kabe gibi gönül yapar yorulmaz. Ak eller ki motif motif dokuya, Renk renk, nakış nakış, dantel, oya; Halıya, kilime, hırkaya koya, İlmik ilmik sabretmeden örülmez. Bizler sözün değil, özün nurlusu, Yaratılanların en onurlusu, Yaraşır sevginin türlü türlüsü; Coşkundur sevdamız, taşar durulmaz.
     
     
ataşehir engelliler derneği  
ANLAMLI BİR HİİSSSE
ÇOK ANLAMLI BİR YAZI LÜTFEN DİKKATLİ OKUYUN...... Bu yaziyi okumaniz sadece 30 saniyenizi alacak, ve sonunda hayata ve iliskilere bakis aciniz degisecek.!!! ileri derecede hasta iki adam ayni hastane odasindaydilar. Adamlardan birinin her ogleden sonra 1 saatligine oturmasina izin veriliyordu, cigerlerindeki suyun suzulmesi icin. Bu hastanin yatagi odadaki tek pencerenin tam yanindaydi. Diger hasta ise hep sirtustu yatmak zorundaydi. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konusur, eslerini, ailelerini, evlerini, islerini, askerlik anilarini, tatilde gittikleri yerleri anlatirlardi birbirlerine. Pencerenin yanindaki hasta, her ogleden sonra oturmasina izin verdikleri saati diger hastaya pencereden gorebildiklerini anlatarak geciriyordu. diger hasta hep bir sonraki gunu iple cekmeye basladi, disaridaki renkli ve hareketli dunyayi dinlemek icin. Pencere, icinde cok guzel bir göl olan parka bakiyordu. Ördekler ve kugular gölde yuzerken çocuklar model bot´larini suda yuzduruyorlardi. Genc asiklar, gokkusaginin tum renklerindeki ciceklerin arasinda kol kola dolasiyorlardi. Ulu agaclar etrafi susluyor, uzaktan sehrin silueti gorunebiliyordu. Pencere kenarindaki adam bunlari muhtesem bir detayla anlatirken, odanin diger ucunda yatan adam gozlerini kapar ve bu muhtesem manzarayi hayalinde canlandirirdi. Sicak bir ogleden sonra, pencerenin yanindaki adam gecmekte olan bir senlik alayini tarif etti. Diger adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandirabiliyordu, pencere kenarindaki adamin tasviriyle. Gunler ve haftalar gecti. Bir sabah banyo yaptirmak icin su getiren gunduzcu hemsire pencere kenarinda yatan hastanin cansiz bedeniniyle karsilasti: uykusunda, huzur icinde olmustu. Huzunlendi, hastane gorevlilerini cesedi disari tasimalari icin cagirdi. Uygun zaman gectigine kanaat getirir getirmez, diger hasta pencerenin kenarindaki yataga tasinmasinin mumkun olup olamayacagini sordu. Hemsire Memnuniyetle istegini yerine getirdi, hastanin rahat oldugundan emin Olduktan sonra onu yalniz birakti. Yavasca, duydugu aciya aldirmadan, bir dirsegine yaslanarak disaridaki dunyaya bakmak uzere yatagindan dogruldu adam. Sonunda, disariyi kendi gozleriyle gorme zevkini yasayabilecekti. Pencereden disari bakabilmek icin yavasca donmeye zorladi kendisini. Pencere, bos bir duvara bakiyordu. Adam hemsireye, vefat eden oda arkadasinin pencerenin disinda gorunen Harika seylerden bahsetmesine sebep olan seyin ne olabilecegini sordu. Hemsirenin cevabi, olen adamin kor oldugu ve pencerenin onundeki duvari gormedigiydi. ´Sanirim seni cesaretlendirmek istedi´ dedi. Epilog: Diger insanlari mutlu etmek çok buyuk mutluluk getirir, Kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylasilan dertler yarisi kadar uzuntu verir, paylasilan mutluluklar ise İki kati artar. Kendinizi zengin hissetmek istiyorsaniz, sahip oldugunuz ve paranin satin alamayacagi her seyi paylasin. Bu gun bize bir hediyedir. Bu yazinin kaynagi bilinmiyor, fakat okuyan herkese mutluluk getirecektir. sAYGILARIMLA birol ekşi
     
     
ATAŞEHİR ENGELLİLER DERNEĞİ  
GEÇMİŞ OLSUN....
Çankırı´mızın Korgun ilçesine bağlı Ildızım köyümüzde elektrik kontağından çıktığı tahmin edilen yangında, 3 ev yanarken 2 hemşerimizde yaralandı. Aldığımız bilgiye göre, bugün sabah saatlerinde Abdullah Keleş hemşerimizin evinde yangın çıktı. Yangını kendi imkanları ile söndürmeye çalışan Abdullah Keleş’in ayakları yanarken eşi Gülizar Keleş ( dumandan zehirlendi. Emine oruç ... Yangına Çankırı Ilgaz ve Korgun, Kurşunlu itfaiyesi müdahale ederek alevlerin daha büyük zararlar açmasını önledi. Yangının yaklaşık 250 Bin TL maddi zarar meydana getirdiği bildiriliyor. KELEŞ AİLESİNE BÜYÜK GEÇMİŞ OLSUN DİLEKLERİMİZİ SUNARIZ.. BİROL EKŞİ AYŞE EKŞİ
     
     
ATAŞEHİR ENGELLİLER DAYANIŞMA DERNEĞİ  
BAŞIMIZ SAĞOLSUN YÜCE TÜRK MİLLETİ
TÜRK MİLLETİ MİZİN BAŞI SAĞOLSUN……… Tokat´ın Reşadiye ilçesinde Sazak Karakolu´na teröristlerce yapılan saldırıda şehit olan 7 Mehmetciğimizin acı haberi Türk Milleti olarak açımız derindendir. Alçak Hain Saldırıyı başta Anadolu Toporağının bir parçası olan ÇANKIRI Halkı ve insanlarımız olarak kınıyoruz. Şehitlerimize (ALLAH) tan Rahmet Kederli Ailesine sevenlerine dostlarına ve Milletimizin Başı Sağolsun Diyoruz. Ve Mehmetçimizin Yüce Anısına Huri Kızı Çanakkale harbi sırasında saf ve temiz bir asker, emir eri olarak ayrılır komutanı tarafından. Fakat Askerin gönlü emir eri olmaya razı değildir ama askeri kurallara riayet etmek zorundadır. Harp kızıştığı bir sırada Asker dayanamaz komutanına çıkarak ; "Komutanım, bizim köyde imamdan duymuştum. Düşmana karşı şehit olanlara Allah huri kızı veriyormuş. İzin verin bende savaşıp vatanım için, Allah için şehit olup huri kızı kazanayım" diye ricada bulundu... Komutan askere bakıp söylediği sözlere gülerek "Hadi git işine bak " diyerek başından savar. Asker birkaç gün sonra yine komutana çıkar yine aynı sözleri tekrarlar, cephede düşmanla çarpışmak istediğini söyler. Komutan Askere acır, çünkü giden geri gelmiyor."Oğlum başka işin yok mu senin " diye söylenir. Asker; "Komutanım; ben fakir bir köylüyüm. Köyde bana kız vermezler. Fakirim diye hor görüyorlar. Ne olur izin verin, belki şehit olurum ve huri kızıyla evlenirim " diye yalvarır. Bu yalvarış günlerce böyle devam eder.. Komutanın canı iyice sıkılmıştır. "Hadi git huri kızı ile evlen bakalım "diyerek onu cephenin en ön saflarına gönderir. Aynı gün ön safta çarpışan Mehmetçik alnına yediği tek kurşunla şehit olur. İki taraf için yaralı ve ölüleri taşımak için verilen arada, komutan cesetler arasında kendi Askerini, yani emir erini görür. Üzülür, canı sıkılarak "Bu kadar ısrar etmesi bunun için miydi " diye düşünür. Sonra Mehmetçiğin cesedine yönelerek sinirli bir şekilde seslenir. "Aldın mı huri kızını ha, aldın mı ? " der. Bu sırada bir mucize gerçekleşir. Yerde yatan cansız Mehmetçik sağ elini havaya kaldırarak iki parmağını gösterir komutanına ve "Hem de iki tane " der ve kalkan eli hemen geri düşer. Saygılarımla Birol EKŞİ
     
     
ilker karataş  
özürlüler günü kutlu olsun
Sayın Birol Ekşi bizlerde özürlüler gününü kutlar,bu konuda yapmış olduğunuz çalışmalardan dolayı teşekkür ederiz.
     
     
ATAŞEHİR ENGELLİLER DERNEĞİ  
3 ARALIK ÖZÜRLÜLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
Ünlü özürlüler 16 Haziran 2007 Cumartesi 22:53 (ŞEKSPİR) sakattı. Sakatlığı onu dünyanın en iyi oyun yazarı olmaktan alıkoyamadı. "İçimdeki Acı" Vahit Sonay Yazgan´ın acılı öykü kitabının adıdır. Daha bir aylık bebekken beyin felci geçirmiş. Şimdi 32 yaşlarında. Ne konuşabiliyor ne yürüyebiliyor. Yatağa da bağlı değil. Anlayışlı baba, şevkatli anne çabasında toplumun ve sanatın içinde hep. Tabii tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak. Öğretmen annesi, kendi sınıfında ona büyük uğraşılar içinde okuma yazmayı öğrettiler. İleriki yıllarda, günde üç cümle de olsa, bilgisayar klavyesinin tuşlarına baş parmağını basarak, ekranda bir şeyler yazmayı başardı. İçimdeki Acı öykü kitabı, işte böyle bir eser. Kim bilir, hangi duygu ve emekle, kaç yılda tamamlayabildi. Ah, adresinden isteyip bir okuyabilseniz. Benim gibi gözyaşı dökerdiniz. Özürlü insanlara daha başka anlayışla yaklaşırdınız. Geçmişe bakanlar nice özürlü ünlüler tanımıştır. Yazgan´ın kitabında birkaç ünlü adı: Shakespeare (ŞEKSPİR) sakattı. Sakatlığı onu dünyanın en iyi oyun yazarı olmaktan alıkoyamadı. Beethoven, duvar gibi sağırdı, özrü onu dünyanın en güzel müzik bestecisi olmaktan alıkoymadı. Renoir´un parmakları romatizmadan çarpılmıştı. Resim fırçası eline kayışla bağlanarak en güzel baş yapıt resimler yaptı. Edison, pikapı icat ettiğinde sağırdı. Helen Keller, sağır, dilsiz ve kördü. Fakat, anne Sulvan hemşire yoğun şevkat gösterdi. Ona hem yazmayı hem konuşmayı öğretti. Dünyaca ünlü şair, yazar konuşmacı olurken milyonlarca sağır, kör, dilsize cesaret örneği oldu. Prof. Onur Güntürk, bilim çevrelerince Türk Havkin diye anılır, tekerlekli sandalyeye mahkum bir dahi.. Beynin iki yarısının farklı çalıştığını kanıtladı.. Nobel adayı oldu. Server Tanilli, hainlerin terör kurşunlarına hedef oldu. Felçli felçli harika eserler yazmaktadır. Şunu bilmeliyiz ki, insan doğuştan da, sonradan da özürlü olsa şefkatli ellerde nice yetenekler ortaya çıkmaktadır. Yeter ki devlet özürlü olmasın... saygılasrımla Birol EKŞİ
     
     
mustafa şahin  
HAKLISINIZ
Benim söylemek istedigimi ben heralde kimseye anlatamıyorum arkadaşlar istanbul icini kazananmı magdur olur istanbul dışını kazananmı magdur oluyor ne okursa okusun başka yerleri istanbulda oturup´da kazanan aynı okulu okumuş sayılmıyormu istanbul dışına daha cok yardım edilmesi gerekmiyormu bizim cankırı dernegimiz bubları iiyi düşünür biliyordum ama yargımız gibi bazen ters kararlar´da olabiliyormuş diyorum ben diliyorumki en fakir kişi ve kişileri bulup yardımları ulaşrırmışsınızdır ii günler kolay gelsin başınızı agrıttım kusura bakmayın belkide iii oldu kolay gelsin.
     
     
BİROL_AYŞE EKŞİ  
BAŞIMIZ SAĞOLSUN
Vakfımızın Mütevveli heyet üyesi,Eski dönem Vakıf Başkanlarımızdan Ahmet Sırmacı´nın ağbeyi Neceti Sırmacı Büyüğümüzü Gönül insanımız Kadirnazımızı aramızdan edebiyate intikal ettiğini büyük üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. acımız büyüktür. başta Ailesinin Sevenlerinin ve Tüm hemşerilerimizin Başı sağolsun diyoruz Mekanı Cennet olsun ... BİROL EKŞİ AYŞE EKŞİ
     
     
birol ekşi  
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN
Degerli Yönetim Kurulumuz ve Tüm Çankırılı Hemşerilerimiz: İdrak edeceğimiz Mubarak Kurban Bayramının hepimize bereket huzur barış kaynaşma birlik dargınlıkların bittiği küskünlüklerin yok olduğu güzel günlere birlikte girmemize vesile olması dileklerimle kutlar. saygılar sunarım Birol EKŞİ Ataşehir Engelliler Dayanışma Der Kurucu Başkanı
     
     
TUNCER ÖZVAR  
Sayın Mustafa Şahin
Burslarla ilgili web sayfamızda haberleri sanıyorum okumadınız . Şayet İlgili haberleri dikkatlice okursanız İstanbul dışı burs verilmediğini göreceksiniz . Kaynakların kıt olduğu bir yerde herkezi mutlu edemeyeceğimiz bir gerçektir. İyi günler dilerim.
     
1234

 
ONLİNE GAZETE


İSTANBULDA ÇANKIRI ARALIK 2009

Mayıs 2009

İstanbulda Çankırı Şubat 2009

İstanbulda Çankırı Aralık 2008


REKLAM

Reklam vermek için info@cankirivakfi.org.tr adresine mail atınız


ETKİNLİK TAKVİMİ

<Mart 2010>
PtSaÇaPeCuCtPz
22232425262728
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930311234


DÖVİZ

AlışSatış
USD1.5311.5384
EUR2.08112.0911


HAVA DURUMU

İstanbul

Ankara

Çankırı


İSTATİSTİK

  

Toplam Çoğul   :29190
Topam Tekil   :7360
Bugün Çoğul   :26
Bugün Tekil   :5
İp Numaranız  :38.107.191.105
Toplam Üye Sayısı  :359
Online Kişi Sayısı  :15
Bugün Doğan Üyelerimiz
bayram18
HİLAL ABANİK
   


SON ÜYELERİMİZ

HASAN YAYLA
EYÜP ÜLKER
RABİA KAYIKCI
İRFAN DEMİRKIRAN
MUSTAFA MELİH BÜYÜKÖZ
RAFET SAĞLAM
VAHAP NEZİH AYTAÇ
YÜKSEL TOPCU
ZEKERİYYA GÖLTAŞI
FATİH SEYMEN



REKLAM

Reklam vermek için info@cankirivakfi.org.tr adresine mail atınız

 
 
© 2008 Tüm Hakları Saklıdır. Eyüp Albayrak